





![]() | Bugün | 26 |
![]() | Dün | 46 |
![]() | Bu Hafta | 26 |
![]() | Geçen Hafta | 277 |
![]() | Bu Ay | 945 |
![]() | Geçen Ay | 1341 |
![]() | Tümü | 7936 |
Açılış konuşmasının ardından Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, katılımcılara ve kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Ülkenin çok zor bir süreçten geçtiğini ve bu zorlu dönemde Türk Milliyetçilerine önemli görevler düştüğünün altını çizen Gürgür, konuşmasını birkaç ba
şlık altında sürdürdü:
Nuri Gürgür konuşmasına başlamadan önce “ Türk Ocakları’nın ve Türk Yurdu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutlamak için çalışmalar başlattıklarını ve bu dünyada çok nadir görülen bir olgudur. Asırlık bir kuruluş olmak çok önemlidir. Bunun gururunu ve sorumluluğunu taşıyoruz. Türk milliyetçiliği anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğiz. Geçmişimizde yaşanan gurur verici olayların ya da ders aldığımız mücadelenin şimdi sahte tabloları çiziliyor. Bu milletimizin varlığı için çalışmalarımıza devam edeceğiz” diyerek, son günlerde kamuoyunda sıkça tartışılan konular üzerinde görüşlerini açıkladı:
DERSİM
“1935’den beri adı Tunceli olan Dersim’in tarihî, sosyal, ekonomik ve psikolojik yapısı, coğrafi durumu dikkat nazara alınmadan, sadece 1937-1938’de yapılan iki askerî harekât üzerinden yapılacak bir değerlendirme çok eksik kalır. Çünkü buranın şartları 1935’den sonra ortaya çıkmadı. Bölgenin Anadolu’nun başka hiçbir yerine benzemeyen kendine özgü özellikleri, yerleşik bir aşiret düzeni, sosyal, kültürel ve psikolojik yönleriyle yüzyıllar boyunca kendisini çevresinden farklı kılan bir yapısı mevcuttur. Bu tablo, ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik gelişmelere paralel olarak son dönemlerde değişmeye başlasa bile geçmişten gelen çizgiler farklı formatta da olsa devam ediyor.”
Dersimin tarihine bakıldığı zaman bu bölge tarih boyunca hep problem oluşturmuş ve ayaklanmalarıyla kendinden sıkça söz ettirmiştir. Bölgenin coğrafi yapısı itibariyle de bu tür ayaklanmalara müsait olan bu bölge hem Osmanlı döneminde ve hem de Türkiye Cumhuriyeti döneminde başkaldırı hareketlerinde öncü olmuştur. Bunun sonucunda da başkaldırı hareketlerinin bertaraf edilmesi için tedbirler alınmıştır diyerek, “ Geçmişte yaşanan ve artık tarihi nitelik kazanan olayları, günümüzde bir hesaplaşma yahut öç alma niyetiyle ele almanın kimseye yararı olmaz. Çünkü tarihe bu tarz bir yaklaşım ister istemez gerçeklerin bir kısmını görmezlikten gelmeye, haklı çıkma kaygısıyla olayları kurgulayarak okumaya yol açar. Üstelik hesaplaşma çabası hedef seçilen konuyla sınırlı kalmaz. Çorap söküğü gibi birbirini takip ederek geniş bir zaman kesitinin tümüne sirayet eder. Her hesaplaşma girişiminin karşı tepkileri oluşacağından, toplumun huzurunu kaçıracak başka hiçbir konu olmasa bile, gündem en hayati güncel meselelere bile yer kalmayacak şekilde ağzına kadar doldurulmuş olur. Sonuçta düşmanlıklar derinleşip, yaygınlaşır, toplumsal barışın sağlanması hayal olur” şeklinde de önemli uyarılarda bulunmuştur.
ULUSAL BASIN BİZİ GÖRMEZLİKTEN GELİYOR
Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür konuşmasına ulusal basına göndermelerde bulunarak devam etti : “Ulusal Basında Türk Milliyetçileri yeteri derecede çağrılmamakta ve imkan tanınmamaktadır. 1968 kuşağı adı altında herhangi birisinin hayatı romanlaştırılırken, Türk milletinin meselelerini kendine mesele yapmış ve bu uğurda hayatını feda etmiş ülkücüleri görmemezlikten gelmektedirler. Televizyon ekranlarına bizler neredeyse hiç davet edilmiyoruz. Bu uygulamaları kırmak için de bizler mahalli basınla ilişkilerimizi en üst düzeyde tutmakta ve onlarla düşüncelerimizi ve görüşlerimizi kamuoyuna aktarma imkanı bulmaktayız.”
TÜRK OCAKLARI ŞUBELERİNİN ÇALIŞMALARI
100. kuruluş yıldönümü çalışmalarına bütün şubelerin azami özeni göstererek proje üretmelerini, görüş ve önerilerini en kısa zamanda genel merkeze ulaştırmalarını isteyen Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, “Şubelerimizin çalışmalarını yakinen takip ediyoruz. Zor şartlar altında çalışmalarınızı sürdürdüğünüzü biliyoruz. Sizin yapmış olduğunuz bu fedakarlıkları bundan tam 100 yıl önce Ziya Gökalp’ler, Akçura’lar, Ağaoğlu İsmail’ler ve daha niceleri yapmıştır. Şimdi bu kutsal görev sizlerin omuzlarında yükselecek ve geleceğe taşınacaktır. Ocaklarımız arasında fitne ve fesada yer vermeden birbirimizi sevmeli ve meselelerimizi aramızda tartışmalıyız. Türk Ocaklarının meseleleri sosyal paylaşım sitelerinde sıradan anlayışla tartı şılamaz. Bu bizim geleneğimize de aykırı bir davranıştır. Biz Türk Ocaklılar olarak Türk Milliyetçiliği Davasına hizmet etme aşkıyla yola çıkmış ve mücadele etmekteyiz. Bir fikre hizmet etmenin iki yolu vardır. Bunlardan birisi siyaset ve diğeri de kültürel alanda mücadele etmektir. Biz kültür alanında kendi sınırlarımız içinde bunu gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Bu davaya her kim zerre kadar hizmet ederse Türk Milleti adına ona şükranlarımızı sunarız.”
Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür’ün ardından şubeler adına çalışma faaliyetleri ve önerileri anlatıldı. Katılımcı şubeler alfabetik sıraya göre baştan, sondan ve ortadan olmak üzere faaliyetlerini anlattı. Gebze Şubesi’nin faaliyetleri şube başkan yardımcısı Sahip Ayhan tarafından okundu. Geleneksel hale getirilmiş olan “Genel Kültür ve Bilgi Yarışmalarının geçen dönem yapılmamış olması Türk Ocakları Genel Merkez’i tarafından üzüntüyle karşılanmış ve Genel Başkan Nuri Gürgür’ün Gebze Şubesi’nin bu önemli faaliyetini 100. Yıl kutlamalarının gerçekleşeceği bu dönemde mutlaka yapılması gerektiği hususunda görüş beyan etmesi dikkat çekmiştir.
BİR BABAYLA BİR EVLADIN MUHABBETİ
Konuşmaların ardından görüş belirtmek isteyenlere söz verildi. Oturumu yöneten Nuri Gürgür, söz alan İzmit Türk Ocakları Gençlik Kolları yönetim kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi öğrencisi Erkan Ayvaz’ın eleştirilerini büyük bir sabır ve sükûnet içinde dinledi. Konuşmasını elindeki metinden okuyan Erkan Ayvaz, Genel Merkezin Marmara Bölge Başkanı Selçuk Can’ın görevden alınış biçimini eleştiren bir dizi açıklamalarının kendi görüşü olmadığını ifade ederek söze başlayan Gürgür, “Sizler benim evlatlarımsınız. Sizin aranızda hiçbir ayırım yapmamız söz konusu olamaz. Selçuk Can’da benim sevdiğim bir evladımdır. Onu bu göreve getirende benim. Bu göreve geldiğinde üniversite öğrencisiydi. Şimdi üniversiteyi bitirmiş iş hayatına atılması gereken bir döneme girmiştir. Bu evladımızın öncelikle işini kurması ve hayata atılması bizim en büyük arzumuzdur. Bu düşüncelerle kendisine bu görevi vermedik. Bir babanın evladı hakkında yanlış düşünmesi mümkün müdür?
Toplantının ardından şube yöneticilerine İzmit Türk Ocağı yönetim tarafından içinde 1 adet Türk Ocak logolu duvar saati, İzmit pişmaniyesi ve çeşitli kitaplar içeren birer çanta hediye edildi. Ardından Nuri Gürgür’ün konferansı için İzmit Türk Ocağı konferans salonuna geçildi.
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.