





![]() | Bugün | 26 |
![]() | Dün | 46 |
![]() | Bu Hafta | 26 |
![]() | Geçen Hafta | 277 |
![]() | Bu Ay | 945 |
![]() | Geçen Ay | 1341 |
![]() | Tümü | 7936 |
16 Nisan 2010
Prof. Dr. Recai COŞKUN ve Yrd. Doç. Dr. Köksal ŞAHİN
TÜRK OCAĞI GEBZE ŞUBESİ’NDE KONUŞTU
Prof. Dr. Recai Coşkun :”Sırat-ı Müstakim Vatikan ve Washington’dan geçmez.”
Türk Ocağı Gebze Şubesi tarafından 16 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen panelde Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Recai Coşkun ve Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin konuşmacı olarak katıldı.
Türk Ocağı Gebze Şubesi’nin paneline MHP Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası ilçe yönetim kurulu üyeleri, Dilovası Belediye eski başkanı Musa Kahraman, Kosova Türkleri Temsilcisi Ergin Jable, Kocaeli Üniversitesi GMYO öğretim üyelerinden Doç. Dr. Harun Demirkaya, Türk Ocağı Gebze yönetim kurulu üyelerinden Sahip Ayhan, Nevzat Coşkun, İlter Aygün ve Sadi Mumcu, MHP Gebze Belediye Meclis Üyesi Erdoğan Şahin, ADD Gebze Şube Başkanı Nilgün Aydın, Gebze Ticaret Odası Yön. Kur. Üyesi Özcan Dal, GYTE öğretim üyeleri, daire başkanları, okul müdürleri ve kalabalık Türk Ocaklı üyeler katıldı.
Gebze Ticaret Odası Meclis Salonu’nda gerçekleşen panelde açış konuşması Türk Ocağı Gebze Şube Bşk. Yrd. Sahip Ayhan tarafından yapıldı. Sahip Ayhan konuşmasında katılımcılara teşekkür ederek, “Türk Ocakları’nın milli ve manevi değerlere bağlı bir kurum olarak yaklaşık yüz yıldan bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugün de iki değerli fikir adamını sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Her iki konuşmacıya huzurlarınızda teşekkür ediyor, bu salonu tıklım tıklım dolduran siz değerli Türk Ocaklılara da şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
Türk Ocakları Gebze Şube başkan yardımcısı Sahip Ayhan’ın konuşması ardından paneli yönetmek üzere kürsüye Doç. Dr. Harun Demirkaya davet edildi. Konuşmacıların kısa özgeçmişlerinin takdiminin ardından Prof. Dr. Recai Coşkun, Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin ve Kosova’dan misafir olarak gelen Sakarya Üniversitesi doktora öğrencisi Ergin Jable oturumda yerlerini aldılar.
Doç. Dr. Harun Demirkaya kısa bir giriş konuşmasının ardından ilk sözü Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin’e verdi. Şahin, konuşmasına başlamadan önce Türk Ocakları Gebze Şubesi’nin düzenlemiş olduğu panelde bulunmaktan son derece mutlu olduğunu ve sesinin kısık olması sebebiyle bu toplantıya mutlaka katılmak istediğini belirttikten sonra esas konusuna giriş yaptı.
MİLLİYETÇİLİK GİDEREK YÜKSELEN BİR DEĞER
Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin konuşmasında neo-liberalizim, küreselleşme ve milliyetçilik fikir sistemleri üzerinde görüş beyan etti. Konuşmasında şunları söyledi : “Günümüzde teknolojik, siyasi ve ekonomik şartlarda dünya genelinde ve daha önce görülmemiş hızda değişiklikler yaşanmakta, ekonomiden siyasete sosyal politikadan kültüre, hemen her alanda görülmeye başlanan değişim ve etkileri daha ziyade 'küreselleşme' kavramı ile ifade edilmektedir. ![]()
Küreselleşmeye sanayi toplumuna has bütüncül (modernist) yapılanma anlayışı giderek ortadan kalkmakta, yerelden uluslararası düzeye kadar tüm örgütlenmelerde esneklik ve farklılıklara açıklık esas hale gelmektedir. Ulus devletin temel unsurları ve yapısal özellikleri de bu esaslarla yeniden biçimlenmekte, yok olmamaktadır. Ayrıca, dünyanın hemen her tarafında ulus devletin ideolojik temeli olan milliyetçiliğin giderek yükselmesi, ulusal bilincin hala küresel bilincin önünde oluşu, güçlü devletlerin reel egemenliklerindeki büyük artış, en önemlisi de ulusun yerini alacak bir meşrutiyet zemininin belirmeyişi gibi bulgular da ulus devletin başlıca devlet biçimi olarak varlığını sürdüreceğine işaret etmektedir.”
Bütün fikir sistemlerinin bir değişime uğradığını ve milliyetçilik düşüncesinin günümüzde hala geçerliliğini koruduğunu belirten Şahin, “Alt kimlikler üst kimlikleri zorlamayacak, üst kimlikler de alt kimlikleri ezmeyecektir” dedi.
Yrd. Doç. Köksal Şahin’in konuşmasının ardından Prof. Dr. Recai Coşkun söze başladı. Konuşmasına başlamadan önce kendisini dinlemeye gelen Gebzelilere candan teşekkür ede Coşkun, Köksal Şahin’in bıraktığı yerden konuya başlayarak “liberalizmin dünyada sömürü düzeni anlamına geldiğini, insanları mutlu etmek şu yana dursun, insanlar mutsuzlaştırılmıştır” diyerek, siyasal İslamcıları topa tuttu.
Konuşmasının ağırlıklı bölümünde dün aynı sıraları paylaştığımız, ayni camide birlikte namaz kıldığımız, Türk milletinin milli manevi değerlerine saldırı olduğunda ayni tepkiyi birlikte verdiğimiz “Müslüman kardeşlerimizle” bugün ne oldu da farklı düşünüyoruz? Diye sorular sorarak giriş yaptıktan sonra İslam Dini ve milliyetçilik konusundaki görüşlerini milliyetçi bakış açısıyla değerlendirdi.
İSLAMCI VE LİBERAL SÖYLEM BİRBİRİNE YAKLAŞTI
Küresel emperyalizme ve sömürüye direnme noktasında en güçlü iki kalenin İslam Dini ve Milliyetçilik olduğunu ifade eden Prof. Coşkun; bu nedenle İslam Dininin yanına liberalizm gibi küresel emperyalizmin taşıyıcısı niteliğinde hiçbir kavram ve fikrin yakıştırılmaması gerektiğini söyledi. Coşkun; son zamanlarda İslamcı söylem ile Liberal söylemin giderek birbirine yakınlaştığını ve liberalizmin doğuşundan günümüze iddialarının hiç birisinden vazgeçmediğini o halde böyle bir yakınlaşmada İslamcı kesimin kendi değerlerini terk ederek başka limanlara yelken açtığını belirtti.![]()
ESKİDEN MEVDUDİ, SEYYİT KUTUP OKUYANLAR BUGÜN FRİEDMAN VE FUKUYAMA’DAN BESLENİYORLAR.
İslam, yüzyıllardır yaşadığı yenilgilerin en ağırına, fikri yenilgiye doğru mağlup ve değerlerinden vazgeçerek sürüklenmekte olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkun; “Oysa liberalizm bireyi ve piyasa mekanizmasını tanrılaştıran, temelinde aydınlanmacılığın tanrısız veya ‘minimal din’ tasarımı yatan bir akımdır. Bu akımın bireyin kendi dinini tercih etme özgürlüğü ile sözgelimi bir eşcinselin cinsiyet tercihinde bulunma özgürlüğü arasında hiçbir değer farkı yoktur. Eskiden Mevdudi, Seyyit Kutup okuyanlar bugün artık Friedman ile Fukuyama’dan besleniyorlar. Oysa Fukuyama’yı anlayanlar yakından görecektir ki Liberalizmin varmak istediği son liman ile Hıristiyanların Mesih’in geleceğine inandıkları son nokta (tarihin sonu) aslında aynı şeye denk gelmektedir” diyerek, tespitlerinde bulundu. Prof. Dr. Coşkun konuşmasının sonunda İslamcılığın, yani İslam’ı siyasi bir fikri zemin olarak görenlerin bugüne kadar laikçi kesim tarafından haksız ve yanlış bir şekilde eleştirildiğini belirtti.
SIRAT-I MÜSTAKİM VATİKAN VE WASHİNGTON’DAN GEÇMEZ,
Coşkun; “Türkiye’de her İslami cemaatin İran ile özdeşleştirildiğini, başörtüsü talebine karşı sürekli olarak içki içme hakkı, denize bikini ile girme hakkı gibi yüzeysel ve anlamsız eleştiriler getirilmektedir. Oysa “bu tür sığ eleştiriler Türkiye’de siyasi İslamcılığı beslemekten öte bir işe yaramamaktadır” dedi. Coşkun; “Bu noktada yapılması gereken şey, Türk milletinin meşru değerleri üzerinden İslami istismar edenleri eleştirmektir. Haksız zenginlikler, israf, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, Vatikan ve Washington’a endekslenmiş söylem ve stratejiler ve nihayet hayatını dine karşı olmaya adamış liberal ve enternasyonal kesimlere gösterilen muhabbet İslamcıların temel zaaflarıdır ve kendi kendilerine hesabını veremeyecekleri vicdani yaralardır. Coşkun sözlerini “kabul edelim ki sıratı müstakim Vatikan ve Washington’dan geçmez” diyerek sözlerini tamamladı.
Prof. Dr. Recai Coşkun’un konuşmasının ardından misafir olarak Gebze’ye gelen Sakarya Üniversitesi doktora öğrencilerinden ve Kosova Türkleri Temsilcisi Ergin Jable’ de Kosova hakkında kısa bilgiler sunduktan sonra, bütün Türk Ocaklıları Kosova’ya düzenleyecekleri kültür gezisine katılmaları için davet etti.
Konuşmaların ardından sorulan sorulara sohbet havasında cevap veren konuşmacılar, programın başından sonuna kadar pür dikkat takip edilmesi ve hiçbir kimsenin programdan ayrılmadan sonuna kadar bulunmasından dolayı da katılanlara ayriyeten teşekkür ettiler.
Programın son bölümünde konuşmacılar için hazırlanan Türk Ocakları Gebze Şube çini tabağı yönetim kurulu üyelerinden Nevzat Coşkun tarafından Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin’e, Dilovası Belediye eski başkanı Musa Kahraman tarafından Prof. Dr. Recai Coşkun’a verilirken; Türk Ocağı Gebze Şube yönetim kurulu üyesi İlter Aygün’de konuşmacılara teşekkür belgelerini takdim etti.
Türk Ocağı Gebze Şube Mali sekreteri Nevzat Coşkun plaket takdiminde yaptığı kısa konuşmada :” Sakarya Üniversitesi bölgemizin en gözde üniversitelerinden birisidir. Bu üniversiteden Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül çıktı, bakan çıktı, YÖK başkanı çıktı ama her şeyden öte bugün bizimle beraber olan Türk milliyetçiliği davasına gönül vermiş iki “Bozkurt” çıkmıştır” diyerek, hatıra fotoğrafı çekildi.