10 Mayıs 2009Doç. Dr. Hanım Halilova Türk Ocakları Gebze Şubesi’nin davetlisi olarak Gebze’de konferans verdi. “TÜRK OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM” Türk Ocakları Gebze Şubesinin davetlisi olarak Gebze’de konferans veren Doç. Dr. Hanım Halilova, çok önemli açıklamalarda bulundu. 10 Mayıs Pazar günü Gebze Ticaret Odası Meclis Salonu’nda kalabalık bir topluluğa konuşan Halilova, kendisine gösterilen ilgiden oldukça memnun kaldı. Konferansa Türk Ocakları Gebze Şube Başkanı Prof. Dr. Yavuz Sezen, İzmit Türk Ocakları Başkanı Süleyman Seyhan, MHP Gebze Belediye Başkan Adayı Nevzat Coşkun, MHP Gebze İlçe Yön. Kur. üyelerinden Osman Alkan ve İbrahim Biçer, MHP Kadın Kolları Başkanı Sabiha Çalışkan, Türk Ocakları yöneticilerinden Sahip Ayhan, Ayşegül Yüken, İlter Aygün, Şehit Aileleri Derneği Gebze Kurucu Başkanı İhsan Duyar ve Şehit Babaları, ADD Gebze Şube Bşk. Nilgün Aydın ve çok sayıda Türk Ocaklı katıldı. Türk Ocakları Gebze Şube tarafından düzenlenen “Anadolu ve Azerbaycan’da Ermeni Zulmü ve Karabağ” konulu konferansın açış konuşmasını şube başkanı Prof. Dr. Yavuz Sezen yaptı. Doç. Dr. Hanım Halilova’ ya Türk Ocakları Gebze Şubenin davetini kabul ederek Gebze’ye gelmesinden dolayı kendisine teşekkür ederek sözlerine başlayan Sezen, “Sayın Halilova günümüzün yaşayan Nene Hatunu’ dur. Azerbaycan’ın kurtarılmasında ve Türk Yurdu olmasında önemli katkıları olmuştur. Çileyi görmüş, katliamları görmüş, işkenceleri görmüş ve bir mücadele abidesi olarak karşımızda bulunmaktadır. Her Türk Kadını kendisini örnek almalıdır” dedi.Prof. Dr. Yavuz Sezen konuşmasının bir diğer bölümünde de, “Azerbaycan Türk Dünyası için büyük önem arz eden bir yerdir. Türk Dünyası bizim gövdemiz ise Azerbaycan bu gövdenin boynudur. Bu boyun kesilirse gövde ayakta duramaz” diyerek Azerbaycan’ın Türkiye ve Türk Dünyası için ne derece önemli olduğu görüşünü dinleyenlere ve kamuoyuna bir kez daha hatırlatmış oldu. Prof. Dr. Yavuz Sezen’in konuşmasının ardından kürsüye Doç. Dr. Hanım Halilova davet edildi. Halilova konuşmasına, Azerbaycan ve Türk dünyasının meselelerini tartışma imkanı oluşturdukları için Türk Ocakları Gebze Şube yönetimine teşekkür ederek sözlerine başladı: Tarihimizi iyi bilmeliyiz “Her Türk tarihini iyi bilmelidir. Geçmişini bilmeyen, tarihini bilmeyen milletlerin geleceği olamaz. Tarihimizde utanılacak hiçbir şey yapılmamıştır. Türk olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bugün bu soykırım iddialarını ortaya atanların esas gayeleri Türklüğümüzü yok etmektir. Sen Azerbaycanlısın, sen Kırgız’sın, sen Kazak’ sın, sen Kırımlısın gibi bizleri ayrı ayrı milletmişiz gibi göstermeye çalıştılar. Oysa hepimiz bir milletiz. Türkiye’de herkes tarafından bilinen “Çırpınırdı Karadeniz” şiiri Azerbaycanlı şair Ahmet Cevdet tarafından yazılmıştır. Milli şairimiz 1937 yılında Türkçülüğünden dolayı kurşuna dizilmiştir. Yıllardır benim dilimi, dinimi elimden aldılar. Esaret altında geçirdiğimiz yıllarda yalnızca kültürümüzle yaşamaya çalıştık. Bizler Nevruzla yaşadık, bugünlere geldik. Türk milletini bu kadar hasmane davrananlara karşı hoşgörülü olmamız mümkün değildir. Benim toprağıma göz dikenin ben her zaman düşmanı olacağım.”Nahçivan ile Türkiye arasında bulunan küçük bir kara sınırı vardır. O sınırı bize bırakmamak, Türkiye ile aramızdaki bağları koparmak için orasını da Ermenilere bırakmak istediler. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, oranın parasını vererek satın almıştır. Şimdi o bölgeden birbirimize kara yoluyla bağlanmaktayız diyen Doç. Dr. Hanım Halilova konuşmasına şu şekilde devam etti: “ Biz yıllardır Türkiye ile kucaklaşmak, Türk kandaşlarımızın bizi gelip kurtaracağı günleri bekledik durduk. Şiirlerimizde bile hep bu duygular vardı. Mesela halk tarafından sürekli okunan şiirlerden birisin, Gence’nin gözü yoldadır, Ne zaman bir daha geleceksin Laleler. Buradaki Laleler Osmanlı’nın askerlerinin kullanmış olduğu feslerin kenarlarının kırmızı, ortasının da siyah noktalardan oluştuğu tasvir edilmiş ve şifreli bir şekilde dilden dile bu şiirler okunmuştur.” Aydınlarımızda, halkımızda Mangurt oldu. Sözde aydınlara da ağır hakaretlerde bulunan Azerbaycan Türklerinden Doç. Dr. Hanım Halilova “Sözde aydınlar Cengiz Aytmatov’un ifadesiyle “Mankurt” olmuşlardır. Hatta halkımız bile buna dahil olmuştur. Mankurt, beynin içinin boşaltılarak moloz parçalarıyla doldurulmuş bildiğimiz bir robot şeklini almaktır. Bunlar robottan farksız değillerdir. Ermenilerden özür dilemek ne demek oluyor. Asıl soykırımı yapan onlardır. Bu Mankurt kafalıları şiddetle kınıyorum” diyerek konuşmasına devam etti. Büyük Ermenistan hayali Ermenilerin hedefinin Büyük Ermenistan’ı kurmak olduğunu söyleyen Hanım Halilova bu konuda da önemli açıklamalarda bulundu : “Bunların gayesi Büyük Ermenistan’ı kurmaktır. 1989 yılında Taşnak Partisi kurulur. Bu Taşnakların esas programında Büyük Ermenistan devletini kurmak vardır. Azerbaycan’dan, Gürcistan’dan ve Türkiye’den toprak alarak bu hayallerini gerçekleştirmek istemekteler. 1972 yılından 1985 yılına kadar terör olaylarını başlatarak Türkiye’den toprak almak istediler. Ermenilerin bu oyunlarını yakından takip etmeli ve uyanık olmalıyız. Olayları derinlemesine incelemeli ve kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmeliyiz.” Elçibey Halk Hareketi’nin başına geçiyorEbulfez Elçibey Tür dünyası için önemli isimlerden birisiydi. Onunla daha henüz 19 yaşındayken tanıştım. Büyük bir Türkçü ve Türkiye sevdalısıydı. Aynı zamanda Atatürk hayranıydı. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Anıtkabir’de Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda yazmış olduğu yazıda “Senin askerin Ebulfez Elçibey” diye yazmıştır. Hiçbir ülkenin Cumhurbaşkanı bir başka ülkenin kurucusuna bu ifadeleri kullanmaz. Türkiye’ye öyle sevdalıydı ki, Nabuka projesi, doğalgaz ve petrol boru hatlarının tamamen Türkiye üzerinden Avrupa’ya açılması için çok önemli kararların altına imza atmıştır. Rus askerlerinin Azerbaycan’dan çıkarılmasını sağlamıştır. O’nun bu Türkçü düşünceleri devletin başında durmasını engellemiştir diyen Hanım Halilova “Rus tankları 1989 yılında çoluk çocuk demeden katliama başladılar. Biz de o zaman meydanlara çıktık ve direnç gösterdik. Ruslar ilan etmeden Bakü’ye giriyor, herkesi öldürüyorlardı. 20 Ocak 1990’da Bakü’ye giren Rus tanklarının önüne beş bin Azeri Türk kadınını organize ederek engellemeye çalıştık. Kadın direnişi olarak başlattığımız bu mücadelede kısa zamanda arkamızda bir milyona yakın Azeri Türk’ünü bulduk. Bir milyon insanı öldürmeye cesaret edemediler. Rusların geri çekilmesiyle yapılan seçimlerde Ebulfez Elçibey seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olarak Azerbaycan tarihine girmiştir. Halk hareketinin başından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Elçibey, bir yıl sonunda koltuğundan indirilmiştir. Rusların emrinde olan Kamberov’un yeniden Azerbaycan’ın başına getirilme planlarını bozan Elçibey, Haydar Aliyev’i kendisi Cumhurbaşkanlığı koltuğuna getirmiştir. Sadece Azerbaycan’ın yeniden Rusların kontrolüne girmemesi için Aliyev’i tercih etmiştir’ diyerek, Alparslan Türkeş ile Ebulfez Elçibey’in buluşmasını da büyük bir heyecanla anlatmıştır. Bozkurt işareti Göktürkler’in işaretidir Türk Ocakları Gebze Şubesi’nin davetlisi olarak Gebze Ticaret Odası Meclis Salonu’nda Türk Ocaklılara uzun ve duygu yüklü bir konuşma yapan Doç. Dr. Hanım Halilova konuşmasının son bölümünde de Alparslan Türkeş ve Bozkurt işaretinin nereden geldiği hususunda görüş beyan etti: “ Alparslan Türkeş ilk defa Azerbaycan’a geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikteydi. O zaman Sayın Demirel’e yoğun bir ilgi olacağını ve Sayın Türkeş’in yalnız kalmaması için rahmetli Elçibey bize “Sayın Demirel’i herkes karşılayabilir ama Sayın Türkeş orada yalnız kalır. Bizlerde bir ekip oluşturalım Sayın Türkeş’i karşılayalım” dedi. Bunun üzerine havaalanına gittik ve kendisini karşıladık. Azatlık Meydanındaki mitinge beraber katıldık. Bozkurt işaretini ilk defa orada gördü ve Türkiye’ye bu işareti getirdi. Bozkurt işareti ne Elçibey’in, ne de MHP’nin işareti değildir. Bozkurt işareti Göktürklerden beri kullanılan bir işarettir.” Hocalı katliamları, işkenceler, sindirme hareketleri ve daha birçok olayla karşı karşıya kaldığını belirten Halilova, “Bir Türk kadını düşmana canlı canlı teslim olmaz. Bizler hayatımız boyunca ölümü göze alarak bu mücadelenin içine girdik. Dünyada ilk defa kadınlar taburunu kurarak, kadınlarımızı teşkilatlandırdım ve Azerbaycan’ın Kurtuluş mücadelesini verdik diyerek, kendisini dinlemeye gelenlere ayrı ayrı teşekkür ederek, sorulan sorulara da açık bir dille ve samimi duygularıyla cevaplar verdi. Türk Ocakları Gebze Şube Başkanı Prof. Dr. Yavuz Sezen tarafından kendisine Türk Ocakları’nın amblemli çini tabağını hediye ederek, davetlilerle birlikte bol bol hatıra fotoğrafı çekildiler. ekkür ederek, sorulan sorulara da açık bir dille ve samimi duygularıyla cevaplar verdi. Türk Ocakları Gebze Şube Başkanı Prof.Dr. Yavuz Sezen tarafindan kendisine Türk Ocakları’nın amlemli çini tabağını hediye ederek, davetlilerle birlikte bol bol hatıra fotoğrafı çekildiler.